Her ne kadar "Türk insanı şöyle, biz Türkler böyle", "ay Türk insanının iki kulağı var ne banal" şeklinde yaklaşım sergileyenleri sessiz ve derinden tenkit ve de tehdit ediyor olsam da ecnebilerle iletişimim sınırlı mecra ve zaman dahilinde gerçekleştiğinden en yakın sosyal gözlem merkezi olan ca(ğ)nım ülkem üzerinden "vurun kahpeye" fiilini gerçekleştirmek istiyorum.
Bu bitmek bilmeyen girizgahtan sonra konuya girmek gerekirse, güzide insanlarımızın soru sorma ve meraklarını giderme konusundaki obezlere taş çıkartacak açlıkları düşünüldüğünde formspring in bunu bastırmaları için adeta gökten zembille inmiş bir site, bir lütuf, bir kapı, bir Allah'ım sana geliyorum olduğunu söyleyebiliriz. Evet, Türk insanı sorar;
1-Kaç yaşındasın?
18-30 yaş arası iseniz gelmesi muhtemel diğer soru: okuyor musun çalışıyor musun?
a) Okuyorsanız; Hangi okula gidiyorsun, bölümün ne, ailen de burada mı, derslerin iyi mi, kendi isteğinle mi seçtin, bitirince ne olacaksın, ben sormaya devam edersem hayattan soğuyup bırak okulu yaşamaktan dahi vazgeçer misin?
b) Çalışıyorsanız; Ne iş yapıyorsun, iş yerin nerede, memnun musun, ne kadar maaş alıyorsun, bundan 2-3-5-10 sene sonra da böyle mi devam edeceksin, (yaşa göre) ben eltimgillere giderken iş çıkışı toplu taşımada rastlaştırsak bana yer verirsin değil mi evladım, canım evladım, zanim evladim?
2- Evli misin, bekar mı?
Genel olarak 20-40 yaş arasına yöneltilen bu sorunun cevabına göre şekillenecek yeni sorular:
a) Evliyseniz; Kaç senedir evlisiniz, nasıl tanıştınız, kavga ediyor musunuz (höh), çocuğunuz var mı?
Çocuğunuz olup olmamasına göre yine sorular ikiye ayrılır;
a1) Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz, çocuk olmadan olmaz hem geç kalmayın pardon kaç yaşındaydınız (eyvah başa dönüyor, kaç)
a2) Çocuğunuz kaç yaşında (şair burada gelebilecek yeni soruların farkında), okuyor mu, sünnet oldu mu, büyüyünce ne olacak, amcalara gösteriyor mu, sahip çıkmazsanız dansöz olabilme ihtimali var mı?
b) Bekarsanız; Sevgiliniz var mı? (en kilit soru)
b1) Varsa; Ne zamandır birliktesiniz (sanırsın ki tarihçi, kronoloji biliminin duayeni), nişanlı mısınız, evlenmeyi düşünüyor musunuz, sevgiliniz kaç yaşında, ne iş yapıyor (burada soruların ikiye katlanması riski var, aman dikkat), aşk ne güzel şey değil mi?
b2) Yoksa; Neden yok (burada kahkaha atabiliyorsunuz), ne zamandır yok, hadi hadi vardır birisi (?), aşk acısı mı çekiyorsun, kariyer peşinde misin bu arada işin neydi (sakın yeme), kimler kimler yuva kuruyor sen neden kuramıyorsun?
3- Neyin var?
Soruların en alası, en bitirimi, en sizi sizden alırsa size bırakmayanı olan bu sorunun cevabını alamıyorsanız zorlamayın aksi takdirde yukarıdakilerin size yaşattıklarından bin beterini tek bir soruyla, üstelik kendi sorunuzla yaşamanız mümkün.
Lütfen soru israfı yapmayın, karşınızdaki insanları cinnete sürüklemeyin, hem ne demiş ünlü düşünür İsmail YK "sorular sorular aklımdaki sorular at bunları kenara çünkü karşımdaki yeter bana".
Başlı başına bir yazı konusu oluşturabilecek soru manipülatörleri nam-ı diğer formspring apaçilerini ise bu başlıkta harcamak istemiyorum, hem zaten gidip formspring profilleri gezmem lazım.
25 Kasım 2010 Perşembe
23 Kasım 2010 Salı
hizmette sınır yok
1-AB Grubu diye tabir ettiğimiz insan kitlesine göre avukat bir araçtır, istenilen noktaya gelinmesi açısından ortaya çıkabilecek engelleri bertaraf etmek üzere amaca giden yolda mübahlıktan en fazla nasibini almış öğedir. Bu grubun da kendi içinde avukatından "git-hallet-gel" modeliyle yararlananlar, "hadi be" bulursun bir yolunu tavrını benimsemişler, "ne işe yararsın" diye çemkirenler ve avukatını baş danışmanı olarak addetmiş olanlar olmak üzere çeşitli türleri vardır ki bu türlere duruma göre a ve b grupları isimleri de verilmektedir.
Bu grup ve alt gruplarına vereceğiniz hukuki hizmetlerin yanında, şirketin iflas noktasına gelmesinden dolayı depresyona giren köpeklerinin psikolojik tedavisi, Genel Kurulda karşı tarafa "gol atıldığında" karşı tarafın yüz ifadelerinin izlemek ve daha sonra defalarca anlatmak suretiyle Saba Tümer kahkahasına maruz kalmak, yeni aldıkları spor otomobilin vergisi nedeniyle "zora girdikleri" için vekalet ücretini taksitlendirerek kredi kartı görevi görmek, boşanmadan önce mal kaçırma ihtimali olan kocayı BBG evine kapatmak gibi çeşitli sosyal hizmetler de yer almaktadır, mesleğin şanındandır. Parası en fazla olmasına rağmen avukatla en fazla pazarlık yapma özelliğini taşıyan bu grubun paraları "böyle böyle" kazandıkları ortadadır, sözün bittiği yerdir.
2- Maddi açıdan fena durumda olmayan, orta halli veya orta halli görünümlü gizli zenginlerden oluşan grup ise paranoyaklığı ve teslimiyetçiliği bir arada barındıran bu sebeple önceki grup gibi etinizden ve sütünüzden de yararlanmasa da üzerinizde yarattıkları stres nedeniyle sinir sistemizini alt üst eden insanlardan oluşmaktadır. Diğer grubun "git-hallet-gel" modeline karşı bu grup "hallettin mi-hallediyor musun-hallettin mi" geliştirmiş olup, "hadi be" ve "ne işe yararsın" modellerine ise büyük şüpheyle yaklaşmak suretiyle "olur mu dersin" "bunu yapabilir misin" yöntemlerini gururla sunmaktadır. "Çantalı hırsız" tabirinin bu gruptan çıktığı düşünülmektedir.
Bu gruba verilecek hizmetlerin çoğu yapılan hukuki işlemlerin tek tek anlatılması suretiyle öğreticilik rolü üstlenme ve anlamadıklarını gerekirse sabaha kadar tekrar ederek sabır, uyku, moral gibi insani duygu ve ihtiyaçların da vekalet ücreti dahilinde sunulmasından oluşur. Bu grubun en tehlikeli özelliği kendileri gibi meraklı akrabalarına da birer tur aynı şeyleri anlatma mecburiyeti barındırmaları olup, cinnet geçirme ihtimali başgösterebilir, adaçayı birebirdir. Bu grup parasal anlamda aşık usandıracak, avukat bıktıracak derecede nazlanmakta olup adamına göre "gerekirse kötü hizmet ve fakat az para" ile "iyi hizmet buradaysa naz yapalım belki işe yarar"cılar olarak iki de türü mevcuttur.
3- Geçmişin orta direği ve fakat günümüz piramidinin en alta yakın kısmına mensup kişiler ise genel olarak daha önce bir avukatla karşılaşmamış olmaları nedeniyle panik halde ve çekingen yapıdadır. Birkaç espri ve zoraki gülümseler ile bu durum giderilebilir amabuna alışık olmayan karşı tarafın aniden gereksiz samimiyete bürünmesi ile bir daha geri dönülemeyecek bir yola girilebilir, gözü dört açmak kulakları ise tümden kapatmak çözüm olarak önerilebilir.
Bu gruba verilecek hizmetler içerisinde empati yeteneğini "yetenek sizsiniz" yarışmasında Hülya Avşar'ı ağlatacak kadar had safhada tutmak suretiyle "dertler derya olmuş ben de bir sandal" şarkısına düetisyen olmak, iett'nin "nasıl gidilir" sitesinin ayaklı ve kollu ve her neyse insani figürü olarak tek tek ve anlaşılır biçimde güzergah ile ilişkili taşıtları tarif etmek (avukat İstanbul'un her yerindeki adliyelere gitmektedir, o bilmeyecektir de kendisi mi bilecektir) yer almaktadır ki bütün bunlar verilen hukuki hizmet karşılığında alınan ücretin.. hadi söylemeyeyim. Neyse ki ve hatta ironik olarak en kolay para henüz avukatla ilişkiler konusunda kaşarlanmamış bu gruptan alınmaktadır, ne derler ki o diyen de benim: "ilklerin önemi sonrakiler için örnek ve cesaret teşkil etmekten öteye gidemez" kapatıyoruz, teşekkürler.
Çok cilveli mesleğim var, kaşı gözü durmuyor.
Bu grup ve alt gruplarına vereceğiniz hukuki hizmetlerin yanında, şirketin iflas noktasına gelmesinden dolayı depresyona giren köpeklerinin psikolojik tedavisi, Genel Kurulda karşı tarafa "gol atıldığında" karşı tarafın yüz ifadelerinin izlemek ve daha sonra defalarca anlatmak suretiyle Saba Tümer kahkahasına maruz kalmak, yeni aldıkları spor otomobilin vergisi nedeniyle "zora girdikleri" için vekalet ücretini taksitlendirerek kredi kartı görevi görmek, boşanmadan önce mal kaçırma ihtimali olan kocayı BBG evine kapatmak gibi çeşitli sosyal hizmetler de yer almaktadır, mesleğin şanındandır. Parası en fazla olmasına rağmen avukatla en fazla pazarlık yapma özelliğini taşıyan bu grubun paraları "böyle böyle" kazandıkları ortadadır, sözün bittiği yerdir.
2- Maddi açıdan fena durumda olmayan, orta halli veya orta halli görünümlü gizli zenginlerden oluşan grup ise paranoyaklığı ve teslimiyetçiliği bir arada barındıran bu sebeple önceki grup gibi etinizden ve sütünüzden de yararlanmasa da üzerinizde yarattıkları stres nedeniyle sinir sistemizini alt üst eden insanlardan oluşmaktadır. Diğer grubun "git-hallet-gel" modeline karşı bu grup "hallettin mi-hallediyor musun-hallettin mi" geliştirmiş olup, "hadi be" ve "ne işe yararsın" modellerine ise büyük şüpheyle yaklaşmak suretiyle "olur mu dersin" "bunu yapabilir misin" yöntemlerini gururla sunmaktadır. "Çantalı hırsız" tabirinin bu gruptan çıktığı düşünülmektedir.
Bu gruba verilecek hizmetlerin çoğu yapılan hukuki işlemlerin tek tek anlatılması suretiyle öğreticilik rolü üstlenme ve anlamadıklarını gerekirse sabaha kadar tekrar ederek sabır, uyku, moral gibi insani duygu ve ihtiyaçların da vekalet ücreti dahilinde sunulmasından oluşur. Bu grubun en tehlikeli özelliği kendileri gibi meraklı akrabalarına da birer tur aynı şeyleri anlatma mecburiyeti barındırmaları olup, cinnet geçirme ihtimali başgösterebilir, adaçayı birebirdir. Bu grup parasal anlamda aşık usandıracak, avukat bıktıracak derecede nazlanmakta olup adamına göre "gerekirse kötü hizmet ve fakat az para" ile "iyi hizmet buradaysa naz yapalım belki işe yarar"cılar olarak iki de türü mevcuttur.
3- Geçmişin orta direği ve fakat günümüz piramidinin en alta yakın kısmına mensup kişiler ise genel olarak daha önce bir avukatla karşılaşmamış olmaları nedeniyle panik halde ve çekingen yapıdadır. Birkaç espri ve zoraki gülümseler ile bu durum giderilebilir amabuna alışık olmayan karşı tarafın aniden gereksiz samimiyete bürünmesi ile bir daha geri dönülemeyecek bir yola girilebilir, gözü dört açmak kulakları ise tümden kapatmak çözüm olarak önerilebilir.
Bu gruba verilecek hizmetler içerisinde empati yeteneğini "yetenek sizsiniz" yarışmasında Hülya Avşar'ı ağlatacak kadar had safhada tutmak suretiyle "dertler derya olmuş ben de bir sandal" şarkısına düetisyen olmak, iett'nin "nasıl gidilir" sitesinin ayaklı ve kollu ve her neyse insani figürü olarak tek tek ve anlaşılır biçimde güzergah ile ilişkili taşıtları tarif etmek (avukat İstanbul'un her yerindeki adliyelere gitmektedir, o bilmeyecektir de kendisi mi bilecektir) yer almaktadır ki bütün bunlar verilen hukuki hizmet karşılığında alınan ücretin.. hadi söylemeyeyim. Neyse ki ve hatta ironik olarak en kolay para henüz avukatla ilişkiler konusunda kaşarlanmamış bu gruptan alınmaktadır, ne derler ki o diyen de benim: "ilklerin önemi sonrakiler için örnek ve cesaret teşkil etmekten öteye gidemez" kapatıyoruz, teşekkürler.
4- Son grubumuz ise herhangi bir şekilde hukuki açıdan yardım almasına maddi açıdan imkan bulunmayan şahıslardan oluşmakta olup, bu insanların avukatlara saygı duyan ve avukatlardan korkan versiyonları mevcuttur. Adli yardım büroları sayesinde hizmete kavuşan bu insanlar minnet duygusuna en sahip grup olsalar da parayı bulsalar ne yapacakları belli olmadığı için şüphe çekmektedirler.
Bütün grupların ortak özelliği ise istisnalar haricinde avukatlarını satın aldıklarını zannettikleri için, günün her saati arayabilme, haftanın her günü çalışılmasını talep etme, bir tek kendi davası varmış ve davalar açısından her gün bir olay gerçekleşiyormuş gibi meraklı müvekkil kisvesi altında sorgu memurluğu yapma gibi negatif ve fakat teşekkür etme, heyecanlarını paylaşma, manevi tatmin yaratma, sevinçlerine ortak etme gibi de insani özellikleri vardır..... duygulanmadım, hayır, mümkün değil..Çok cilveli mesleğim var, kaşı gözü durmuyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

