23 Aralık 2010 Perşembe

ben güzelden anlarım


"Mühim olan iç güzelliği" söyleminin, iç güzelliğinin idrak edilebilir duruma geldikten sonra dış güzelliğin algıda seçiçilikteki yerini yavaşça yitirmesiyle birlikte geçerlilik kazanacağını söylenebilir. Bir başka deyişle, bir insanın etkileşimde bulunduğu kişiler açısından şahsiyet bazında inceleme yapmasından evvel ilk dürtüsünün "ye kürküm ye" etrafında konuşlandığı ve fakat nice fikir alışverişlerinin görsel arz-talep dengesini bozması sonucu fiziksel görünüşün dikkat toplayıcılığı veyahut dağıtıcılığında azalma meydana gelmektedir. Bu azalmanın bir şekilde insani ilişkiler bakımından eksen kaymasını önlemek açısından önem arz ettiğini söylemek doğru olsa da bu etkinin çirkini güzel yapmasa da çirkinliğini gizleyen pozitif etkisinin yanında, güzelin fiziksel üstünlüğüne olumsuz etkisini de göz ardı etmemek gerekir. (bkz: çirkin ama kafa kız vs. güzel ama aptal kız)

Konuyu karşı cins çekiciliği bakımından irdelemek gerekirse, klişe bir sözcükle ama tam anlamıyla yukarıda anlatılana paralel olarak "ulaşılabilirlik" kavramından hareket etmek doğru olacaktır. Şöyle ki; herhangi bir şekilde iletişim kurulması mümkün olmayan bir karşı cinsin etrafa yaydığı sinyallerin bu kişiyle muhabbet edilebilir konuma gelindiğinde had safhaya ulaştığı, ilerleyen evrelerde ise bu sinyallerin normal seviyesine döndüğünü söylemek pek de yanlış olmayacaktır. Zira, ilgi çekicilikteki temel öğe "merak uyandırma" olduğundan, bu merakın giderilmesiyle birlikte hissiyat seviyesinin normale dönmesi söz konusu olacaktır. Bu durumda ya ilginin başka bir yöne kayması ya da azalması gibi yadsınamaz bir gerçekle karşı karşıya kalınacaktır ki bu da ikili ilişkilerin yürütülmesinde psikolojik faktörlerin önemi başlığı altında ayrıca incelenebilecek bir husustur. (bkz: aşkıııam beni artık güzel bulmuyor musuaaan)

Yine aynı şekilde, kişilerin ünlülere duyduğu ve kimisinde doruk noktalara çıkan beğenileri bu bağlamda incelemek mümkündür. Hatta, şöhret bir yana popülaritenin kendisi bizatihi beğeniler üzerinde döviz paritesi benzeri değişkenlik yaratmaktadır. Örneğin, fiziksel güzelliği ortalama seviyelerde olan bir insanın birçok kişi tarafından tercih edilebilir durumda olması üst seviyelerdeki bir insana oranla çok daha beğenilmesine yol açacaktır. (bkz: okulun en popüler insanıyla birlikte olmak)

Formülize etmek gerekirse; "popülarite*güzellik = beğeni" durumu söz konusu olacağından popülarite değişkeninin artması veya azalmasıyla birlikte beğeni miktarı da artacaktır. Bu durumu da bir insanın popüler olmasının ardındaki nedenleri merak eden bilinçaltımızın o insana dair yarattığı bu gizeme kapılması ile açıklayabileceğimizi düşünüyorum. (bkz: bu kız/çocukta ne var?)

Ünlüler açısından ise bir kişinin varlığının tarafımız açısından somutlaşmadığı, erişilebilir olmadığı gerekçeleriyle büyülü bir dünyaya hapsederek bu duruma geldiğimiz söylenebilir. Ancak, ünlülerin konumuyla ilgili diğer bir handikap ise "durumsal güzellik" olarak ifade etmeyi tercih ettiğim kavramdan kaynaklanmaktadır. (bkz: var mısın, yoksun?)

Durumsal güzelliğin sadece ünlüler açısından değil diğer kişiler açısından da son derece etkisi bulumaktadır. Birkaç örnekle netleştirmek gerekirse çoğumuzun görmekten bıktığı kara yağız yurdum delikanlılarından biri olan Kenan İmirzalıoğlu'nun genel olarak karizmatik rollerle karşımıza çıkması sonucu algılarımıza tecavüz edildiği, beyaz bir Şahin içerisinde rastlaşılsa "ıyy kıroo viyyyrenç" şeklinde yaklaşılabilecek Christiano Ronaldo'nun yakışıklı erkekler sıralamasında tepelere oynaması, yüzü gözü balon gibi şiş olan Almancı aksanıyla mahallemizin kızı olan Hadise'nin erkeklerin salyalarını akıtması gibi örnekler yerinde olacaktır. Bu insanlar ve gibilerinin normal hayatta herhangi biri olarak aramızda bulundukları takdirde şu an yarattıkları etkinin onda birini yaratamayacak olmaları zihnimizin bize oynadığı bir oyundan başka birşey değildir amma velakin kontrol edebilmek de pek mümkün değildir. (bkz: sokakta yanımdan geçse dönüp bakmam)

Herhangi bir şekilde şan şöhret sahibi olmayan bir insanın ise bulunduğu konuma göre "güzelleşmesi" son derece olağandır. Mesela, tam da aklımdakileri karşılayan bir biçimde how i met your mother dizisinin bölümlerinden birinde "Robin" isimli karakterin "Barney" isimli karaktere barmaid konumundaki kızın yalnızca orada bulunmasından dolayı ilgi çektiğini iddia etmesi üzerine, kısa bir süreliğine kızın yerine geçmesi ve tüm ilgiyi üzerinde toplaması ve ardından barın arkasından kovulup eski konumuna geri döndüğünde ise herkesin bir anda ilgisinin kaybolması hikayesiyle bu durum resmedilmişti. (bölümde bu duruma bir isim verilmişti ama hatırlayamıyorum "durumsal güzellik" oradan çağrışım olabilir) Dolayısıyla, yine bir insanın güçlü, başarılı vs. gözüktüğü durumlarda göze daha bir hoş geldiği, üzerinde adeta spot ışıklarının toplandığı açıktır. (bkz: hostes sevdası)

Son olarak toparlamak gerekirse, algılarımızın bu derece dış ve dış etkenlerle bezenmiş içsel etkilerle şekillendiği düşünüldüğünde şu şekilde düşünülebilir: güzellik görecelidir, evet ama kime göre değil, neye göre?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder