
Bir zamanlar -ki bu zamanlar bir zamanlar olacak kadar uzak değil de kanunların sadeleşmesine karşı çıkıp da ağdalı Türkçe hayranlığıyla Bülent Ersoy'a rakip olma yolunda ilerlediğim üniversite yılları olmakta- manadan çok şekle önem vererek "ne diyorsun kardeşim" tepkilerine göğüs germeyi gurur addetmiş ve böyle bir şey yazmışım. Yazının gitmeyişatına baktığımda satırlar boyunca bitmeyişatına şahit olduğum cümleleri terkettiğimi görerek bunun v.2.0 olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim ki v.1.0'ın evlat olsa çekilmeyeceği iyice anlaşılsın.
"Bilinçaltı kıpraşımlarımı bilinçsel stabilizasyon ile engellemeye çalıştığımdan olsa gerek aklım sürekli bir devri daim içerisinde. Bundan mütevellit, kevgirden geçirilmiş düşüncelerimi zikr-i ziyan eylemememle birlikte tortulaşma da baş göstermekte. Ne var ki, betimlemeyi baz alan ve bu temel etrafında konuşlanan dünya klasiklerine sırtımı dönmeme rağmen aynı usule başvurmaktan kaçınmıyor olmam kendime dair çelişkilerden biri olsa da çelişkileri ve hatta ikilemleri zihinsel koşu bandı saydığımdan cihetle formsuz zekaya dair korku barındırmamaktayım.
Fikirlerim, içgüdülerim karşısında, olanca canlılığıyla hayatıma etki etmekte, bu sebeple mikrofon yutmuş beynim bünyemi abluka altına almaktadır."
Fikirlerim, içgüdülerim karşısında, olanca canlılığıyla hayatıma etki etmekte, bu sebeple mikrofon yutmuş beynim bünyemi abluka altına almaktadır."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder